Türkiye, karasal rüzgâr enerjisinde yıllar içinde önemli bir mesafe kat etti. Ancak denizüstü (offshore) rüzgâr enerjisinde hâlen başlangıç aşamasında bulunuyor.
Türkiye, karasal rüzgâr enerjisinde yıllar içinde önemli bir mesafe kat etti. Ancak denizüstü (offshore) rüzgâr enerjisinde hâlen başlangıç aşamasında bulunuyor. Buna rağmen dikkat çekici bir gerçek var: Türkiye’nin keşfi yapılmış denizüstü rüzgâr enerjisi potansiyeli 75 bin MW seviyesinde ifade ediliyor.
Enerji Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (ENSİA) Yönetim Kurulu Başkanı Elvan Aygün Anbar’ın değerlendirmeleri, Türkiye’nin bu alandaki fırsat penceresine ve atılması gereken stratejik adımlara ışık tutuyor. Anbar’ın vurguladığı ana nokta ise şöyle özetlenebilir: 2035 yılı denizüstü rüzgâr (DRES) kurulu güç hedefi 5 bin MW seviyesinde ve bu, potansiyelin yaklaşık 15’te birine karşılık geliyor.
Peki bu ne anlama geliyor? Hangi adımlar, hedefleri somut projelere dönüştürür? “Sanayi envanteri” gibi çalışmalar neden kritik görülüyor? Bu yazıda, haberin öne çıkan mesajlarını derli toplu şekilde ele alıyoruz.
Denizüstü Rüzgârda “Sıfır Noktasından” Hızlanma İhtiyacı
Haberde altı çizilen en önemli gerçeklerden biri, Türkiye’nin denizüstü rüzgâr enerjisinde “sıfır noktası”nda olması. Yani potansiyel yüksek olmasına rağmen, kurulu güç tarafında henüz başlangıç aşamasındayız. Bu durum bir yandan gecikmeyi işaret ederken, diğer yandan da doğru planlama ile hızlı bir ölçeklenme için önemli bir alan olduğunu gösteriyor.
ENSİA Başkanı Anbar, bu alandaki dönüşümün hız kazanmasında; üretimde görev alabilecek firmaların ve yetkinliklerinin dokümante edilmesi gerektiğini belirtiyor. Tam da bu noktada “envanter çalışması” öne çıkıyor.
“Türkiye Denizüstü Rüzgâr Enerjisi Sanayi Envanteri” Neden Önemli?
Denizüstü rüzgâr projeleri yalnızca türbin dikmekten ibaret değildir. Bir ekosistem gerektirir. Habere göre ENSİA’nın gündemindeki sanayi envanteri çalışmasının amacı, Türkiye’nin denizüstü rüzgâr enerjisi alanındaki ana ve yan sanayi kapasitesini görünür kılmak ve tedarik zincirinin gelişimine katkı sağlamak.
Bu yaklaşımın iki önemli sonucu vardır:
Haberde, envanterde yer alacak başlıklara da örnekler veriliyor. Bu başlıklar; Deniz Araştırmaları, Deniz İnşaat Mühendisliği, Yüzer Temel Üretimi, Rüzgâr Türbini Üretimi, Kule Üretimi, Türbin Aksam Üretimi, Kompozit Üretimi, Sertifikasyon, Üniversiteler ve Araştırma Kurumları gibi geniş bir yelpazeyi kapsıyor. Bu çeşitlilik, denizüstü rüzgârın “çok disiplinli” bir yatırım alanı olduğunu gösteriyor.
2035 Hedefleri: Karasal Rüzgâr Büyürken Denizüstü Payı Sınırlı Kalıyor
Haberde verilen bir diğer önemli veri, Türkiye’nin rüzgâr enerjisindeki mevcut ve hedeflenen kurulu güç gelişimi:
Anbar’ın değerlendirmesinde, Mayıs ayı sonu itibarıyla Türkiye’nin toplam kurulu gücünün 125 bin 478 MW’a ulaştığı ve bunun yüzde 13’ünün rüzgâr enerjisinden karşılandığı belirtiliyor. Bu, rüzgârın enerji karmasında önemli bir paya sahip olduğunu gösterirken; denizüstü rüzgârın henüz bu yapının içinde yer almadığını da ortaya koyuyor.
YEKA Aday Sahaları: Saros, Gökçeada, Bozcaada ve Edremit
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı tarafından Saros, Gökçeada, Bozcaada ve Edremit bölgelerinde Türkiye’nin ilk denizüstü rüzgâr Yenilenebilir Enerji Kaynak Alanı (YEKA) aday sahalarının ilan edilmesi, haberde “dönüşüm süreci” açısından kritik bir gelişme olarak aktarılıyor.
Bu tür aday saha ilanları şu açılardan önem taşır:
Dolayısıyla, denizüstü rüzgârın bir “hedef” olmaktan çıkıp “proje portföyü”ne dönüşmesi için altyapı oluşturur.
Güçlü Sanayi Altyapısı Vurgusu: Katma Değer Zincirinin Her Halkasında Etkinlik
Haberin ana mesajlarından biri de Türkiye’nin bu alanda ana ve yan sanayi altyapısı açısından avantajlı olabileceği yönünde. ENSİA Başkanı Anbar, Türkiye’nin katma değer zincirinin her halkasında etkin olması gerektiğini vurguluyor.
Bu vurgu, denizüstü rüzgârın Türkiye açısından yalnızca enerji üretimi değil; aynı zamanda:
gibi alanlarda da bir kalkınma ve rekabetçilik başlığı olabileceğini işaret ediyor.
Sonuç: Potansiyel Büyük, Hedef Sınırlı; Yol Haritası “Ekosistem” Üzerinden Kuruluyor
Özetle, Türkiye’nin denizüstü rüzgâr enerjisinde yüksek bir potansiyeli olduğu ifade edilirken, 2035 hedefinin bu potansiyelin sınırlı bir kısmına karşılık geldiği görülüyor. Haberden çıkan temel mesaj şudur: Hedeflerin büyümesi ve kalıcı başarı için, yalnızca proje sayısını artırmak yetmez. Sanayi kapasitesini görünür kılan, yerli tedarik zincirini güçlendiren ve yatırımcıya güven veren bir ekosistem yaklaşımı gerekir.
ENSİA’nın “Türkiye Denizüstü Rüzgâr Enerjisi Sanayi Envanteri” çalışması, bu ekosistemin oluşumunda kritik bir kaldıraç olarak konumlanıyor. YEKA aday sahalarının ilanı ise sürecin hızlanmasına zemin hazırlıyor.
Kaynak: Ekonomim — “ENSİA Başkanı Elvan Aygün Anbar: ‘2035 yılı DRES kurulu güç hedefimiz, potansiyelimizin 15’te biri’”